Öne çıkarılan yazı

travesti yüzüne avokado sürerse ne olur

Avakado travesti ilişkisi

travesti avokado sürerse

Arkadaşlar travesti İclal olarak, binlerce lira vererek aldığınız kremleri, bir kenara bırakın diyorum ve güzellik kremlerini solda sıfır bırakacak Allah’ın doğal kremi olan Avokadoyu deneyin deri. Lütfen pazardan bir kaç tane avokado alın ve onu hem yiyin, hemde kabuğunu yada bir parça kesip yüzünüze sürün. Ne kadar etkili bir doğal nemlendirici ve güzellik kremi olduğunu göreceksiniz. travesti arkadaşlar deneme yanılma yöntemini severler ve bende severim, yaptım oldu dermişim. Ben bu deneyi profesör Saraçoğlu’ndan dinlemiştim yani deneme yanılma yöntemi değil, Saraçoğlu tavsiyesi üzerine denedim gerçekten etkili olduğunu gördüm, sizde deneyiniz lütfen memnun kalacaksınız. İstanbul da ,Ankara da izmir de bu bitkiyi bulmak kolay ama diğer şehirlerde nekadar ve nerede bulunur bilgim yok.

AVOKADO:  Yetiştiği yer Orta Meksika dır çiçekli bitkiler sınıfından tarçın ve kafur bitkisi ağacını da içine alan, Defnegiller familyasına ait bir bitki ve bu bitkinin meyvelerinin adına Avokado denir.

Aynı zamanda Avokadonun birçok etkisi vardır, Saçlara ve sağlığa da çok iyi geldiği söylenir. Kefir ile birlikte karıştırılıp saçlara sürüldüğünde ve bu karışım aynı zamanda yenildiğinde saçların dökülen kısmının tekrar çıktığını ve siyah olarak geldiğini, bir televizyon programına katılan beyninde ur çıkan kanser hastasının, iyi gelir diyerek başına sürdüğünü ve yediğini, bu deneyi sonucunda kel olan saçlarının simsiyah ve sık bir şekilde yeniden geldiğini anlatması sonucu duymuştum yani ben onun yalancısıyım diyebilirim:)). Hatta Saraçoğlu da  o programda konuktu ve o kişiye neden anlattın şimdi herkes uygular sadece bana söyleseydin gibi şaka yapmıştı. kısaca arkadaşlar bu bitki gerçekten bir harika. Önerilerim sadece travestilere değil tüm okuyucularıma, ama benim için önce travesti arkadaşlarımın güzelliği gelir diye şaka yaparmışım:)). Nasıl ki Zeytin yağı yüce Allah’ın doğal motorini yada sıvı yağı ise Avokado da vücut için faydalı katı bir yağ ve doğal bir nemlendiricidir. Zeytinyağı da, aynı arabalarda yağ olmayınca veya azalınca nasıl duman attırıyorsa insan onu kullanmadığı zaman, organları rahat çalışamaz, hareket edemez ve en iyi deyim ile paslanırısınız diyebiliriz. Gerçi bir çok bitkinin birçok ayrı faydası var ama bilinmeyen faydalarını paylaşmak da güzel bir şey. Aslında zaman zaman bura da sizlerle gerçekten etkisi ispatlanmış şeyleri paylaşmak istiyorum, zamanım oldukça paylaşmak isterim.

Saygılar

yazar: travesti iclal.

Zamanı boşa harcamak

Zamanı nasıl geçiriyoruz hiç düşündünüz mü? Hani şu insanların olayları ve hareketleri düzenlemek için kafasından uydurduğu zaman kavramı ne işe yarıyor nelerle uğraşırken bitiyor? Şimdi sosyal medya neredeyse günün büyük bir kısmını kaplıyor travesti dostlar elimizden akıllı telefon düşmüyor. Gün içerisinde Facebook, Twitter, Youtube, Instagram vb. mecralarda harcadığınız zaman ne kadar? Kendinize ayırdığınız 10 dakikalık molalarda ilk işiniz cep telefonunuza sarılmak mı oluyor? Sosyal olmak adına harcadığımız bu zamanda bir arkadaşımız ile çay içip sosyal olmak mı daha avantajlı yüzlerce takipçimize yazı yazıp beğeni alarak sosyalleşmek mi daha avantajlı? Bu kısım bana göre doğal olmayan suni yollarla edinilen ve ismi “Sosyal” olarak koyulmuş olan kavram karmaşasından ibaret. Elbet aylık gelirinizi belirleyen, reklamlarınıza platform oluşturan ve bunun için zaman ayırmanız gereken teknolojik ortamlar olacaktır. Bunlar zaman tüketen vampirlerden sayılmıyor. Siz ev işleriyle meşgulken biri kapıyı çaldı, canı sıkılan komşunuz sohbete gelmiş. İş yerinizde yoğunluğun en tavanda olduğu bir saatte bir arkadaşınız “geçerken uğradım” diyerek size kendini zorla buyur ettirdi. Gel buradan yak! Bu tip durumlara karşı genellikle hazırlıklı olamıyoruz. Kırmamak için çoğu zaman kendi zamanımızdan harcayarak beklenmedik misafirlerimizle vakit geçirebiliyoruz. Bunun önüne geçebilecek bir kaç faktör elbette bulunmakta. Kapıyı açmamak, sekretere yok dedirtmek, toplantıyı bahane etmek, randevu sistemi ile çalışmak, en önemlisi “hayır” demeyi bilmek. Kimseyi üzmemek adına bu kelimeyi kullanmaktan genellikle kaçınmaktayız. Hayır demek nedense benim için de zor hep bir karşı tarafı üzmeme kırmama endişesi içinde oluyorum ama olan kime oluyor tabii ki bize değerli zamanımızı vampirlere harcamış oluyoruz. Akşam aniden ziyaretime gelen İstanbul travestilerinden Burcu’ya kuaföre gitmek üzere olduğumu söyleyemedim sonuç ertesi gün çok fazla sıra bekleyerek saçlarımı yaptırabildim ve davetli olduğum yere kaç kaldım. Anlatmak istediğim bu işte arkadaşıma nazik bir şekilde kuaföre gitmem gerektiğinden bahsetseydim eminim beni anlardı ama yapamadım. Bu nedenle karşı tarafa durumu anlayacağı şekilde izah ederek “hayır” demeyi başarmak gerekiyor. Zaman ve biz bir yarış halindeyiz ve onu etkili kullanmayı en önemlisi kendimize ayırmayı öğrenmeliyiz. Sevgilerimle İclal.

Duvarları yıkmak

Duvarlar insanlarla aramıza ördüğümüz o çelik yığınları kimseyi karşı tarafa geçirmez ama bilin ki travesti dostlar istediğimiz sevdiğimiz insanlar da çoğu zaman o duvarların arkasında kalırlar. Siz duvar ustalarından mısınız bilmem ama ben öyleyim. Sıkı bir duvar örücüyüm! Öyle itinayla duvar örerim ki minik bir delik bile bırakmam. Üstelik ördükten sonrada üç kat boya geçerim üstüne, sonra şöyle bir bakarım olmuş mu diye, içim rahat etmez bir kat daha boya geçerim. Tam güvenli olsun diye. Yani bu işin esprisi tabii ama kendimi korurum dışarıdan gelecek her türlü hale. Kötülüğe, tehlikeye ve bana zarar verecek insanlara karşı maskelerimi takarım. Her çeşit fenalığa karşı tavrımı alırım. Bunu her kadın yapar aslında, hele ki çalışma hayatının içinde olanlar. Özellikle de erkek egemen işlerde, sektörlerde çalışan kadınlar daha fazla korumak zorunda kalır kendini.  Hanım hanımcık, çıtkırıldım tarzda dolaşamazlar ortada. Dimdik durmak zorunda hissederler kendilerini. Hem erkeklerin yaptığı işi layıkıyla yapacaklar hem de kendilerine, kişiliklerine ve namuslarına söz de göz de getirtmeyecekler! Karşıdan gelen iyi hali de kötü hali de, yan bakışı da anında hisseder ve önlemini alır o kadınlar. Çoğumuzun başına gelmiştir tehlikeli olmasınlar diye erkeklerin büyük çoğunluğuna ağabey diye sesleniriz sanki bu duvar bizi koruyacak gibi gelir. Oysa yeterince tanımadığımız kişilere ağabey değil sayın veya siz diye hitap etmek en doğrusu olacaktır bunu da biliriz. Bu tavır da aslında bir nev’i “benden sana ancak kardeş olur” ya da “bana yan bakma” adına örülmüş bir duvar işte. Neden böyle yapıyoruz biz kadınlar diye uzunca düşündüm. Cevabı benden önce Mersin travestilerinden Esra söyledi; Sanırım hayattan yediğimiz kazıklar sonucu kendimizi içgüdüsel olarak korumaya alıyoruz. Kendimizce geliştirdiğimiz savunma mekanizmalarımızla o duvarları örüyoruz. Haksız da değil elbette hatta çok haklı. Kendimizi korumak ve bunun için bir tarz yaratmak, dik duruş sergilemek iyi güzel de ya doğru şeyleri, o doğru kişiyi de kaçırıyorsak farkında olmadan! Ay kaçırdık mı acaba ben buna dayanamam doğrusu yıllardır ara sonra bu duvarlar yüzünden kaybet tutmayın beni dostlar duvarları yıkmaya gidiyorum.  Sevgiyle kalın İclal.

Delicesine seven kadınlar ve çözüm yolları

Delice seven ama karşılık göremeyen kadınlar neden gitmeyi hiç düşünemezler bu ilişkiyi devam ettirmek için çabalarlar bilir misiniz? Bu aslında onların tek başına yaptığı bir hata değildir çocukluktan itibaren sevgisizliğe alışmış aşağılanmış hatta sevginin ilaç olduğunu daha çok severek birçok şeyin üstesinden gelineceğini düşünen kadınlardır. Herhangi bir ilişkide durumunuzu gerçekçi olarak gözlemek yerine, rüyalara dalar ve ilişkinizin daha mükemmel olacağını hayal edersiniz. Erkeklere ve duygusal acılara tutkunsunuzdur; Bizler sevdiğimiz kişinin benliğimizde yarattığı huzursuzluk ve duygusal gerilim sayesinde acılarımızı, korkularımızı, kızgınlığımızı ve boşluk hissimizi unuturuz. Manevi tedaviye muhtaç insanlara doğru sürüklenerek ve karmaşık, belirsiz ve duygusal olarak acı veren dramların ağına düşerek; kendinize karşı olan sorumluluklarınıza dikkatinizi veremezsiniz. Depresyona sürüklenmeye meyilli olduğunuz için düzensiz bir ilişkinin verdiği heyecan içinde depresyon hadiselerinin önüne geçmeye çalışırsınız. Nazik, dengeli, güvenilebilir, ayrıca size karşı ilgili olan erkekleri çekici bulmazsınız. O tür erkeklere “sıkıcı” damgasını vurursunuz. Bunu yapıyorsunuz değil mi travesti dostlar inkar etmeyin gönül hep kaçanı kovalıyor nedendir bilinmez. Peki kurtulmak için normalleşmek için neler yapmalı bu durumu yaşayan Diyarbakır travestilerinden Azra tedavi görmek zorunda kaldı ve doktorun ona uyguladığı yöntemi birebir bizler için anlattı. Profesyonel yardım alın. Kurtuluşunuzu hayatınızdaki en öncelikli konu olarak görün. Sizi anlayacak ve size destek olacak bir destek grubu bulun. Günlük pratiklerle maneviyatınızı yükseltin. Başkalarını yönetmekten ve kontrol etmekten vazgeçin. Şahsi problemlerinizle ve hatalarınızla cesaretle yüzleşin. İçinizde büyüyen ihtiyaçları terbiye edin. Bencil olmayı öğrenin; “Bencillik” dediğimiz zaman, hemen aklınıza bürünmek istemediğiniz birçok kişilik gelecektir: Aldırmaz, düşüncesiz, suçluluk duygusu taşıyan vb. gibi. Bazı insanlar için “bencillik” gerçekten bu anlamları taşıyabilir. Fakat unutmayın ki siz, geçmişte delicesine sevme olgusunu yaşamış bir kişisiniz. Sizin için “bencil olmak” kendinizi olur olmaz feda etmekten vazgeçmeniz gerektiğidir. Kendi tecrübelerinizi ve öğrendiklerinizi başkalarıyla paylaşın.  Oyunlarda avlanmamayı öğrenin; Oyunlar, bir ilişkide iki insan arasındaki samimiyeti zedeleyen, planlanmış karşılıklı hamlelerdir. Kimi zaman herkes ilişkilerinde oyunlara başvurur. Sağlıksız ilişkilerde bu tür oyunlara rastlamak kuvvetle olasıdır. Bir kişi, karşısındaki şahsı ondan edindiği birtakım samimi bilgilerin ışığı altında tuzağa düşürmeye çalıştığı zaman oyunları kullanır. Böylece, karşısındaki kişinin duygularını kendi çıkarı için kullanır. Böyle bir ilişkide, ilişkiyi kuran her iki kişi de saadetlerinin veya sıkıntılarının tüm sorumluluğunu diğerinin omuzlarına yüklemeye çalışır. İşte reçete önünüzde gerisi size kalmış sevgiler İclal.

Ucuz yurt dışı tatili

Yurt içi tatil programı yapmak için otel fiyatlarına bir bakayım dedim işin açıkcası dudağım uçukladı. Fiyatlar çok artmış turist bulmak da zorlandıkları halde fiyatları bu kadar yüksek tutmalarına şaşırdım. Dedim ki en iyisi bu sene tatili ucu Ülkelere doğru yapayım. Doğrusu param da sınırlı olduğunda en ucu nereler diye bir araştırma yaptım bu yazıda silere örnek olması açısından paylaşıyorum belki travesti dostlardan benimle yurt dışına çıkmak isteyenler olabilir. Seyahat etmek ufkumuzu genişleten harika bir şey ama bütçe de çok önemli. Düşük bütçeli ve ekonomik seyahat edilebilecek ülkeler, pahalı olanlara göre daha cazip ve uygun. Türk parasının dolar ve euro karşısında değer kaybetmesiyle de artık tatil planları da değişti. Bu ülkeleri hem ucuza gezecek hem de deniz, kum ve güneş üçlüsüne doyacaksınız. İşte zengin gibi yaşayacağınız dünyanın en ucuz ülkeleri mutlaka not alın. Sri Lanka, Hint Okyanusu’nda Hindistan’ın güneyinde bulunan bir ada ülkesi. Kendine özgü geleneklerini korumayı başarmış. Çay tarımı ve balıkçılık ülkenin önemli gelir kaynaklarından. Sri Lanka’da deniz kenarında 10 TL’yi geçmeyen fiyatlarla konaklamak mümkün. Hint Okyanusu’nun incisi, ucuzluğunun yanı sıra, güzelliğiyle de tatil planlarınızı değiştirdiğinize değecek türden. Sri Lanka’da 1 TL, 40 Sri Lanka Rupisi (LKR)’ne denk geliyor. Filipinler’de ucuz tatil yapmak, tercihlerinizle ilgili. Çünkü dileyenler için lüks seçenekler de bulunuyor. Başkent Manila, en çok bilinen şehri olmakla birlikte aynı zamanda diğer şehirlere göre biraz daha masraflı. Başkent yerine, Cebu ve Bohol gibi şehirleri tercih edebilirsiniz. Ya da dalış meraklısıysanız Boraçay da bütçenize uygun bir seçenek olabilir.Deniz, kum ve güneş üçlüsü için mutlaka burayı listenize eklemelisiniz.Filipinlerde 1 TL, 13 Filipin Pezosu (PHP)’na denk geliyor.Honduras, Orta Amerika’da bir demokratik cumhuriyettir. Britanya Hondurası’ndan (yani Belize) farklı olarak İspanyol Hondruras’ı olarak bilinir. Batısında Guatemala, güneybatısında El Salvador, güneydoğusunda ise Nikaragua bulunuyor. Bu Orta Amerika ülkesi, en çok seyahat edilenler listesinde olmasa da, gittiğinizde hayran kalacaksınız bir yer. Maldivler’in ünlü beyaz kumları ve palmiye plajları kadar mükemmel bir görselliğe sahip bu ülkede yeme içme oldukça ucuz. Geçen yıl İstanbul travestilerinden Burcu tatil için bu ülkeye gitti ona da sormak lazım tabii gitmeden memnun kalmış mı ve ne yiyip ne içmiş biliyorsunuz bizim damak zevkimiz farklı her şeyi yiyemeyiz. Ama gidip görmekte gezmekte fayda var. Sevgiyle kalın İclal.

Hislerinize kulak verin

Hayatı mutlu mutsuz bazen endişeli bazen gergin yaşayıp giderken birden durup düşündüğünüz anlar olur. Aklınızın bir köşesinde birden bire canlanan bir anı gibi görüntü çoğunlukla anlamlandıramaz ne olduğunu bilmeden geçiştirip gidersiniz. Hislerimiz böyledir işte gerektiği yerde uyarır bizi ama es geçeriz onu neden nasıl bilinmez. Oysa kulak versek ya belki güzel bir şey anlatacaktır. Altıncı hissimize kulak verelim travesti dostlar mutluluğun anahtarı orada saklıdır. Eğer evrenin size gönderdiği işaretlere dikkatinizi vermezseniz, en yüksek hayrınıza olmayan kararlar verebilirsiniz. Pek çok insan hayatlarını otomatik pilotta yaşar ve eğer kendileri ve çevreleri hakkında daha fazla farkındalık içinde olsalar hayatlarının çok daha iyi olacağı hakkında bir fikirleri yoktur. İnsan olarak bizim okulda, ailemizde ya da medyada bize öğretilenden, anlatılandan çok daha büyük, inanılmaz bir potansiyelimiz var. Ama bedenimizdeki ve zihnimizdeki blokajlar nedeniyle çoğunlukla Altıncı His fenomenini deneyimlemeyi reddediyoruz. “Mutlu, sağlıklı, harika bir hayatım var.”diyorsanız, bunu sürdürmek ve çevrenize faydalı olmak için yine bu yazıyı okumanızı öneririm. Midenizde ansızın beliren bir ağrıyla kötü bir hisse kapıldığınızda, altıncı hissiniz sizi yakın bir tehlikeyle ilgili uyarmak için midenize tekme atıyor olabilir. Diğer taraftan aynı his size, eğer yeni bir iş fırsatı karşınıza çıktıysa onu mutlaka değerlendirmeniz gerektiğini de söylüyor olabilir. Kendinizi çevrenizden ve kendinizden kopuk hissediyorsunuz yalnızlık bunun en kısa adı ve yalnız olanlar bilir ki çok zordur. Mesela kendini soyutlayan Diyarbakır travestilerinden Arzu bunu yaşayanlardan biridir. Altıncı hissiniz çok daha güçlendiğinde kendinizle ve başkalarıyla ilişkilerinizde daha derin bir bağlılık hissedersiniz ve yeryüzündeki bütün yaşamla çok daha fazla empati kurmaya başlarsınız. Bu dünyayı eşsiz bir şekilde etkileme gücüne sahip olduğunuzu fark edersiniz ve bu gezegende kendinizi geliştirmek için dışarıdan herhangi bir şeye dayanmaya ihtiyaç duymazsınız. Eğer henüz böyle hissetmiyorsanız cesaretsizliğe kapılmayın Sadece zihninizi rahatlatın ve zaten içinizde olan bilgeliğin yüzeye çıkmasına izin verin. İçinde yaşadığımız yüksek tempolu dünya bizi gerçek doğamızdan kolaylıkla uzaklaştırabilir, o halde her seferinde matriksten fişinizi çektiğinizden emin olun ve yüksek boyutlardaki engin bilgiye bağlanın. Hepimiz yaşamlarımızın mimarı olması için sezgilerimizi kullanmaya doğuştan yetenekliyiz. Sadece yaşadığımız yapay dünyada altıncı his ile bağlantıya geçmek için biraz efor sarf etmeye ihtiyacımız var. Eğer daha bilinçli, mutlu bir hayat yaşamaya başlamak istiyorsanız sık sık meditasyon yapın, kalbinizde yaşayın ve her şeyin üstündeki sezgilerinize güvenin. Sevgiyle kalın İclal.

 

Kendin olmak

İnsanın maske ile değil de tek bir yüzü ile gelmesi ve herkese onu göstermesi ne demektir bilir misini z? Ben şimdi size yaşanmış gerçek bir hikaye anlatmak istiyorum tabi bu ülkede yaşanmadı bu olay u zaklarda bir yerlerde yaşandı. Sınıfın bir duvarında çok güzel bir pencere vardı ve pencereden dışarıdaki ağaçlar, kuşlar ve guguk kuşları görünüyordu. Çoğunlukla pencereden dışarı bakardım ve öğretmen gelip, “Neden okula geliyorsun ki?” diye sorardı. Hemen yanıtlardım: “Çünkü evimde böyle, bütün gökyüzünün göründüğü bir pencere yok. Ve evimin olduğu yerde guguk kuşları, kuşlar yok. Evim şehirde, etrafında bir sürü başka ev var, o kadar kalabalık ki kuşlar oraya gelmiyor.  Okula bir parça gökyüzü ve kuş için gittiğini açıkca söyleyen bir çocuğun hikayesiydi bu peki biz ne zaman bu kadar dürüst olacağız değerli travesti kardeşlerim yanlış anlamayın beni biz derken sizi değil genel anlamda insanlığı kast ettim. Yoksa şu dünyada herkes keşke biz kadar dürüst ve maskesiz dolaşabilse örneğin Diyarbakır travestilerinden Gizem yalan ve riyadan o kadar çok bıkmış ki yüzüne gülenlerin arkasından konuşmasına artık tahammül edemez olmuş. Hiç kimse başkasının kendisi olmasına izin vermiyor. Herkes diğerini adeta riyakar olmaya itiyor ama sen sakın onlara aldanma kendin olmaya devam et. Bu fikirler o kadar derinine işlemiştir ki, sanki kendi fikrinmiş gibi görünür. Rahatla. Bütün bu şartlandırmaları unut, kuruyan yaprakların ağaçlardan yere düşmesi gibi onları bırak. Plastik yapraklara, plastik çiçeklere sahip olmaktansa, yapraksız, çıplak bir ağaç olmak daha iyidir. Gerçek yüz sadece, herhangi bir ahlak kuralının, dinin, toplumun, ebeveynlerin, öğretmenlerin, rahiplerin sana hükmetmesine izin vermemek demektir. Hiç kimsenin hakimiyeti altında olmamak demektir. Sadece hayatını içsel duyarlılığına uygun olarak yaşa ki bu duyarlılığın var ve sen gerçek olarak devam ettikçe gerçek yüzüne sahip olacaksın. Kendin olmak kadar güzeli yoktur ne olursan ol kendin ol. Hiç kimse kesinlikle hiç önemi olmayan konularda bile kendin olmana izin vermek istemiyor. Sevgilerimle İclal.

Sağlıklı ilişki nasıl sağlanır

Sağlıklı ilişkiler kurmak ve sağlıklı bir ruha sahip olmak aslında çok kolay ama ne yapmanız gerektiğini bilmek zorundasınız bu yazımı değerli travesti dostlara bunu anlatmak için ayırdım umarım etkili olurum. İlişkiler size yardımcı olmalıdır. Sizi incitmemelidir. Sizi mutlu eden insanlarla vakit geçirin. Bir veya ikinci denemenizde işiniz sizi mutlu etmeyebilir. Vazgeçmeyin. Aramaya devam edin. Eğer kendinizi her saniye mutlu bir şekilde çalışırken buluyorsanız doğru işi bulmuşsunuz demektir. Devam edin. Başarı çok yakınınızda bir adım ötenizde olacak onu yakalayın. Kendi zihinsel konuşmalarınız farkına varın. Birçok kez zihninizin sizinle konuştuğunuzu duyarsınız. Kulaklarınızı dört açın. Zihniniz size ne diyor? Eğer zihniniz sizinle olumlu olmayan şekilde konuşmaya başladıysa, hemen kendinize gelin ve zihninizin sizinle olumlu şeyler konuşması için onu yönlendirin. Hissettiğiniz şeyleri söyleyin ve söylediğiniz şeyleri hissettiğinizden emin olun. Açık konuşun. Sorular sorun. Tam anlayıncaya kadar, konuyu netleştirmekten çekinmeyin. Dağınıklığı temizleyin. Kullanmadığınız gereksiz eşyalardan kurtulun. Bu konuda yazılmış David Allen’in kitabı size rehberlik edebilir.30 dakika erken uyanırsanız, gün içerisinde deliler gibi koşturmaya ihtiyaç duymayacaksınız. Bu 30 dakika, sizi yorgunluktan ve gereksiz baş ağrılarından kurtaracaktır. Çoğunluk gibi olma baskısı, sizi çoğunluğun içerisinde fark edilmez bir hale düşürebilir. Kalabalığa karışıp kaybolmayın. Bunu kabul etmeyin. Olabileceğiniz tek kişiyi siz var edebilirsiniz. Vücudunuz hayatınızdır. Vücudunuzdan vazgeçmeyin. Doğru beslenin, egzersiz yapın ve düzenli aralıklarla doktorunuza başvurun. Hayat değişimin ta kendisidir. Her gün yeni bir gündür. Her günün farklı bir başlangıcı ve sonu vardır. Bunu kabul edin ve farklılığın keyfini sürün. Geçmişte takılıp kalmak size üzücü olayları anımsatıp duracak ve asla ilerleme kaydedemeyeceksiniz kopun geçmişten ama bunu yaparken iyi anıları götürün geleceğe onlar iyi olmanı için size lazım olacak tek anahtardır. Bu konuda uman diyebileceğim tek tanıdığım İstanbul travestilerinden Leyla kendini hiç üzmeden yormadan yeni bir günün yeni mutluluklar getireceğine inanır ve gerçekten de her şey istediği gibi sonuçlanır. Demek ki inanmak çok önemli bir olgudur. Şimdi temiz bir sayfa açalım hayatımızda ilişkilerimizi ve kendimizi yeniden ayarlayalım mutlu günler İclal.

Magnezyumun önemi

Son 5 yılda müthiş bir magnezyum fırtınası oluştu. Bunun nedeni ise başımıza gelen sağlık sorunlarının bazılarından magnezyum eksikliğinin sorumlu olabileceğini öğrenmemiz. Mesela mı? Kronik baş ağrıları, kronik yorgunluk, tekrarlayan kas krampları, bellek sorunları, kemik boşalmaları ve daha pek çok süreç magnezyum eksikliği ile bir şekilde bağlantılı olabiliyor. Mutlaka siz de bu sorunlarla baş etmek zorunda kaldınız travesti dostlar özellikle kış aylarında kafamızı kaldıramadığımız günler geçirdik. Kalbin daha güçlü çalışması, damarların daha sağlam ve güçlü kalması, kemik bütünlüğünün korunması için de magnezyum vazgeçilmez bir mineral. İnsülin direnci oluşumunda, kronik iltihap süreçlerinin gelişiminde, detoks sistemlerinin gücünü kaybetmesinde de magnezyum eksikliğinin rol alabileceği düşünülüyor.Kısacası magnezyum eksikliği mühim bir meseledir. Nelerde var diye soran Adana travestilerinden Buse’ye Diyarbakır travestilerinden Aslı’nın cevabını yazıyorum. Yeteri kadar magnezyum kazanmak için mutlaka destek hapları yutmak zorunda değilsiniz. Daha çok ve sık ıspanak, marul, havuç, kereviz, pancar, patates, kabak çekirdeği, ayçiçeği çekirdeği, susam, ceviz, fındık, badem, yer fıstığı, fasulye, bezelye, börülce, mercimek, balık tüketirseniz bedeninizi magnezyum zengini yapabilirsiniz. Özellikle Magnezyum ve Kalsiyum arasındaki denge sağlıklı yaşam için kritik bir öneme sahip. Kalsiyum kasların kasılmasını sağlarken, Magnezyum gevşemesini sağlıyor. İki mineral arasındaki ideal bulunma oranı 1:1 veya kabul edilebilir rakam 2:1. Günümüzde ise insanların birçoğunda maalesef bu oran 5:1 veya daha düşük çıkarak uzun vadede birçok sağlık probleminin ortaya çıkmasını tetikleyebiliyor. Genellikle belli bir yaşın üzerindeki insanlara kemikleri güçlendirmek ve kırılmaları önlemek için kalsiyum hapı verilmesi, günümüzde ciddi tartışmalar neden olmakta. Heildelberg’deki Alman Kanser Araştırmaları Merkezinde on yıldan fazla bir süre boyunca 23.980 kişiyi gözlem altında tutmuşlar. Kalsiyum hapı alanlar/almayanlar arasındaki kalp krizi vakası sayılarını karşılaştırdılar. Hiçbir takviye hapı almayan 15.959 kişi arasında 851 kalp krizi vakası meydana gelmiş. Fakat çalışma boyunca Kalsiyum takviyesi alanların kalp krizi geçirme riski %86 oranından daha fazla bulunmuş. Hayati önemi olan bu mineral vücudumuzun fosfor, kalsiyum, sodyum, potasyum ve C vitaminini daha etkili bir şekilde kullanabilmesi için gerekli. Damarlarda plak oluşmasının azalmasına ve tehlikeli kan pıhtısı oluşumunun engellenmesine yardımcı olur. Yoğun bakım ünitelerinin de olmazsa olmazı! Daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam istiyorsanız, mucize mineral olan magnezyum’u hayatınızdan hiç eksik etmeyiniz. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Bahar alerjileri kapıda

Bahar gelince benim gibi elinden mendili düşürmeyenler bu hastalığın bilinen bir çaresi yok ama en azından bira daha rahat geçirmek için yapmamı gerekenler var. Benim gibi alerjik travesti bireyler için paylaştım lütfen okuyun ve hiç değilse bu bahar biraz nefes alalım. Bahar alerjilerine önleminizi şimdiden alın! Bahar ayları alerjilerin en çok artış gösterdiği dönemler. Ancak alerjilerden önleminizi erken alarak kurtulmanız mümkün. Baharın gelmesiyle birlikte alerjik durumlar da hızla ortaya çıkmaya başlıyor. Bahar alerjisine hazırlıksız yakalanmak istemiyor, baharın tadını çıkarmayı arzuluyorsanız önlem almanızda fayda var. Havaların ısınmasıyla korkulu rüya haline gelen alerji, etkileşimde bulunduğunuz bazı maddelere karşı aşırı duyarlı olma halidir. Alerjiye neden olan maddeler de alerjen olarak adlandırılır. Polen, bahar aylarında en çok maruz kalınan alerjendir. Haliyle kendisiyle birlikte alerjisini de beraberinde getirir. Açık alerjenlerin kapalı alerjenlere göre daha riskli olduğu düşünülürse dikkatli olmak şart. Korunmak için almamız gereken önlemler ise şunlar; Alerjenlerden kaçınmak çok fazla mümkün değildir. Amacınız en az teması sağlamak olsun. Sabah ve öğle arasında açık havada bulunmayın. Bulunmak zorundaysanız mutlaka filtreli maske kullanın. Piknik ve doğa yürüyüşlerini bu mevsimde tercih etmemeye çalışın. Polenlerin saçınıza, üstünüze yapışabileceğini unutmayın. Eve geldiğinizde kıyafetlerinizi değiştirin ve mutlaka duş alın. Polenler evcil hayvanınızla evinize girebilir. Ev hijyeninize ve evcil hayvan hijyeninize dikkat edin. Köpeğini her gün düzenli sprey ile temizleyen Bursa travestilerinden Gizem bu yolla alerjiden bira kurtulmuş ama illa köpeğim demeyi de ihmal etmemiş. Evinizin camlarını bu mevsimde kapalı tutun. Evinizi havalandırmak istiyorsanız filtreli havalandırma ya da hava temizleme cihazı kullanın. Hava temizleme cihazınızın da kirli olduğunda alerjinizi tetikleyeceğini unutmayın. Cihazın temizliğini aksatmayın. Daha fazla sıvı tüketin. Sıvı tüketimi burun içi salgınızı (mukus) arttırır. Mukusunuz polenleri tutarak alt solunum yollarınıza girişi engeller. Önlemlerinizi beslenme ile kuvvetlendirin. İçerdikleri antialerjik maddelerle bazı yiyecek ve içecekler alerjinizi baskılar. Aşırı duyarlılığınızı azaltır. Yeşil çay, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları antialerjiktir. Bu besinleri tüketmeye özen gösterin. Domates, elma, üzüm, portakal alerjinizi tetikler. Bu besinleri tüketirken dikkatli olun. En fazla şikayet edilen belirti burun tıkanıklığıdır. Burnunuz tıkandığında tuzlu su karışımı ile temizleyin. Faydalı olduğunu göreceksiniz. Sigara ve ağır kokulu kimyasallar, duyarlılığınızı arttırabilir, alerjinizi daha kötü hale getirebilir. Bu süreç boyunca bu maddelerden uzak durun. Sağlıklı ve güzel bir bahar geçirmeni dileğiyle sevgiyle kalın İclal.

Ayurveda prensipleri

Türkiye’de salatalarımızın özellikle yaz aylarındaki güzelleri, diyetlerde sabah kahvaltılarının çoğunlukla ‘sınırsız’ maddesi domates ve salatalığı bir arada yemenin zararlı olduğunu biliyor muydunuz? Şimdi diyeceksiniz ki, 40 yıllık domatesi salatalığı da senden öğrenecek değiliz”. Haklı olabilirsiniz travesti kardeşlerim zaten ben demiyorum hatta karşı çıkıyorum bu görüşe ama ne yaparsınız işte Ayurveda diyor. Öncelikle Ayurveda ne, ona bir bakalım. Hint asıllı ABD’li ünlü hekim ve alternatif tıp uzmanı Deepak Chopra’dan aktarayım: Hintçe “hayat bilgisi/bilimi” anlamına gelen Ayurveda, hem fiziksel hem de zihinsel anlamda bütünsel sağlığa ulaşmayı amaçlayan bir yaklaşım. İki temel düsturu var: Birincisi bedenimiz ve zihnimiz birbirlerine ayrılamaz biçimde bağlılar. İkincisi de bedenimizi iyileştirmek ve dönüştürmek için elimizdeki en güçlü araç zihnimiz. Hastalıklardan kurtulmak için önce zihnimizi temizlememiz, bilincimizi meditasyon gibi yollarla dengeye oturtmamız gerekiyor. Bunu başardıktan sonra ikinci aşamada bu dengeyi bedenimizi de kapsayacak biçimde genişletiyoruz. Bu aşamada bedenimize destek olabilmek için almamız gereken bazı önlemler da var tabii. Öncelikle vücut tipimizi yani dosha’mızı belirlememiz gerekiyor. (İnternette bunun için bazı testler var, oradan yardım alabilirsiniz.) Sonra da bu dosha’ya uygun beslenmeli, her gün bol bol uyuyarak dinlenmeli, hayatı akışına bırakmayı öğrenmeli, doğa ile uyum içinde yaşamalı, egzersiz yapmalı ve sindirim ateşimizi güçlendirmeliyiz. Ayurveda prensiplerine göre sindirimi kuvvetlendirecek birkaç tavsiye; Yemeği her zaman sofrada yiyin.  Yemek yiyeceğiniz zaman sakin olun, mutsuzken yemek yemeyin. Çok acıkmadan yemeyin. Çok hızlı ya da çok yavaş yemeyin.Çiğ yiyeceklerden kaçının. Her yemekte mutlaka altı lezzeti de yiyin.  Gün içinde zencefilli sıcak su için. Düzenli olarak hafif egzersizler yapın. Kendi beden tipinize uygun bir bitkisel yağla her gün masaj yapın.Her gün meditasyon yapın.Zerdeçal, zencefil, ashwagandha, triphala gibi arındırıcı baharatlar kullanın.Ayurveda prensipleri doğrultusunda sindirim süreleri farklı olan gıdaları, (özellikle çiğ yiyorsak) aynı anda tüketmememiz gerekiyor. Çünkü bu durumda yiyeceklerden biri daha midedeyken öbürü bağırsaklara geçmiş oluyor. Bu durum bütün vücudu zehirleyebilecek bir fermantasyon sürecini tetikleyebiliyor. Dahası şeker ve nişasta gibi yiyeceklerin sindirimini de yavaşlatıyor. Fermantasyon sonucu ise gaz, şişkinlik, karın ağrısı gibi istenmeyen durumlar ortaya çıkabiliyor. İşte bu yüzden de domates ile salatalığı birlikte yememek gerekiyormuş. Ben uygulayamayacağım ayıramam ki onları yapan İzmir travestilerinden Cansu sana kolay gelsin canım kendine iyi bak sağlıklı kal. Ben eski usul devam ediyorum isteyenler yapabilir sonuçları bana da ulaştırın lütfen sevgiyle kalın İclal.