Öne çıkarılan yazı

travesti yüzüne avokado sürerse ne olur

Avakado travesti ilişkisi

travesti avokado sürerse

Arkadaşlar travesti İclal olarak, binlerce lira vererek aldığınız kremleri, bir kenara bırakın diyorum ve güzellik kremlerini solda sıfır bırakacak Allah’ın doğal kremi olan Avokadoyu deneyin deri. Lütfen pazardan bir kaç tane avokado alın ve onu hem yiyin, hemde kabuğunu yada bir parça kesip yüzünüze sürün. Ne kadar etkili bir doğal nemlendirici ve güzellik kremi olduğunu göreceksiniz. travesti arkadaşlar deneme yanılma yöntemini severler ve bende severim, yaptım oldu dermişim. Ben bu deneyi profesör Saraçoğlu’ndan dinlemiştim yani deneme yanılma yöntemi değil, Saraçoğlu tavsiyesi üzerine denedim gerçekten etkili olduğunu gördüm, sizde deneyiniz lütfen memnun kalacaksınız. İstanbul da ,Ankara da izmir de bu bitkiyi bulmak kolay ama diğer şehirlerde nekadar ve nerede bulunur bilgim yok.

AVOKADO:  Yetiştiği yer Orta Meksika dır çiçekli bitkiler sınıfından tarçın ve kafur bitkisi ağacını da içine alan, Defnegiller familyasına ait bir bitki ve bu bitkinin meyvelerinin adına Avokado denir.

Aynı zamanda Avokadonun birçok etkisi vardır, Saçlara ve sağlığa da çok iyi geldiği söylenir. Kefir ile birlikte karıştırılıp saçlara sürüldüğünde ve bu karışım aynı zamanda yenildiğinde saçların dökülen kısmının tekrar çıktığını ve siyah olarak geldiğini, bir televizyon programına katılan beyninde ur çıkan kanser hastasının, iyi gelir diyerek başına sürdüğünü ve yediğini, bu deneyi sonucunda kel olan saçlarının simsiyah ve sık bir şekilde yeniden geldiğini anlatması sonucu duymuştum yani ben onun yalancısıyım diyebilirim:)). Hatta Saraçoğlu da  o programda konuktu ve o kişiye neden anlattın şimdi herkes uygular sadece bana söyleseydin gibi şaka yapmıştı. kısaca arkadaşlar bu bitki gerçekten bir harika. Önerilerim sadece travestilere değil tüm okuyucularıma, ama benim için önce travesti arkadaşlarımın güzelliği gelir diye şaka yaparmışım:)). Nasıl ki Zeytin yağı yüce Allah’ın doğal motorini yada sıvı yağı ise Avokado da vücut için faydalı katı bir yağ ve doğal bir nemlendiricidir. Zeytinyağı da, aynı arabalarda yağ olmayınca veya azalınca nasıl duman attırıyorsa insan onu kullanmadığı zaman, organları rahat çalışamaz, hareket edemez ve en iyi deyim ile paslanırısınız diyebiliriz. Gerçi bir çok bitkinin birçok ayrı faydası var ama bilinmeyen faydalarını paylaşmak da güzel bir şey. Aslında zaman zaman bura da sizlerle gerçekten etkisi ispatlanmış şeyleri paylaşmak istiyorum, zamanım oldukça paylaşmak isterim.

Saygılar

yazar: travesti iclal.

Kelebeğin hikayesi

original

Bir kelebeğin kozasından çıkma çabasını izlediniz mi hiç? Yavaş yavaş ve hiç acele etmeden sindirerek çıkar kelebek önce küçük başını delikten dışarı çıkarır sonra ise gövdesini ve uçmaya hazır olan kanatlarını eğer siz kelebeğe yardım etmek için onun deliğini genişletmeye kalkarsanız içeriden kanatları gelişmemiş ömür boyunca uçamayacak bir kelebek çıkar. İnsan hayatı da aynen buna benzer bazı şeylerin oluşmasını beklemek, sabretmek çaba göstermek gerekir. Eğer bir kelebeğin kanatlarına sahip olmak istiyorsan çaba göster asla aceleci davranma, seni kısıtladığını sandığın şey uçmanı sağlayacak umudundur. Bazen hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şeyler çabalardır. Bir şeyi elde etmek için gösterdiğin çaba eninde sonunda sana artı olarak geri dönecektir yeter ki ışığı görmeden pes etmeyi aklından bile geçirme. Sana bu yolda yardım etmeyenlere kızma onlar sadece senin deliğini kendi kendine yırtmanı bekleyen sevdiklerin onlarla mutlu olmayı, ağlamayı dene ama kızma. Sana yardım etmeyi düşünenlerin anlamadığı şey  kozanın kısıtlayıcılığının ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten çıkmak için göstermesi gereken çabanın Yüce Yaratıcının kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın ksıtlayıcılığından kurtulduğu anda uçmasını sağlamak için seçtiği yol buydu. Eğer Yüce Yaratıcı hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi, o zaman bir anlamda sakat kalırdık. O zaman olabileceğimiz kadar güçlenemezdik. Asla uçamazdın oysa sen uçmak için dünyaya geldin kanatların görünmese de sen onların tam da olması gerektiği yerde olduğunu biliyorsun bırak seninle birlikte pişsinler, gelişsinler günü geldiğinde onlara ihtiyaç duyacaksın. Şimdi değil sabret gününü bekle. Güçlü olmak için zorluklara ihtiyacın var. Bilgelik için sorunlara ve başarı için zekan ve kasların var onları kullanmayı öğrenmeden ortaya çıkman senin faydana olmayacaktır. Değerli dostum Yeliz ( Balıkesir travestileri ) cesaret isterdim yüce yaradan bana önce korkularımı verdi onlarla baş etmek için cesaretin ne olduğunu keşfetmem gerekiyor dediğinde işte olay budur dedim. İstediğin şeyler sahip olmak için önce zıtlıklarla mücadele etmelisin. İstediğim hiçbir şeyi elde edemedim; fakat ihtiyaç duyduğum her şeyi elde ettim. Umarım siz de elde edersiniz sevgilerimle İclal.

Moraller nasıl?

moral

Moraliniz bozuk olarak başladığınız gün aynen öyle sona erecektir. Bu yüzden güne moralli başlamak çok önem arz ediyor. Yatakta gözünüzü açtığınız andan itibaren günü yapılandırmak sizin elinizde. Mutlu, başarılı, insan ilişkilerinde doyurucu bir güne merhaba demek için bazı yöntemleri yaşama geçirmeniz gerekiyor. Mutlu bir gün geçirmek için küçük tüyolara hazır mısınız? Öncelikle gözünüzü açtığınız ilk dakikada yüzünüze güzel bir gülümseme yerleştirin. Sandığınız kadar zor değil bir deneyin ne kaybedeceksiniz hadi ama… Her gün kendiniz için olumlu onaylamalarla uyanmayı alışkanlık haline getirmeye gayret gösterin. Örneğin şöyle söyleyebilirsiniz: “Bugünüm aydın olsun. Bugün evrenin bana vereceği tüm güzel mucizeleri kabul ediyorum.” Mutluluk, mutlu olmayı istemekle başlar. Sabahleyin eğer kendinizi çok ağır ve hareket edemeyecek kadar yorgun hissediyorsanız mutlaka egzersizle başlayın güne. Ya da enerjinizi sağlamak için bol vitaminli bir kahvaltı hazırlayın. Güne enerjik başlarsanız bütün gün öyle geçer. Bunu için şu sözü aklınızdan geçirin : “Hiç kimse içindeki coşkuyu kaybetmiş bir insan kadar yaşlı olamaz!” Neşeniz her daim yanınızda olsun bunu bozmak isteyenleri de etrafınızdan temizleyin. Zaten arkadaş seçerken enerjinize kast eden sizi yoran, üzen insanları fazla önemsemeyin. Onlar tıpkı bir vampir gibi sizin kanınızla beslenirler. İyi biliyorum çünkü geçen yıla kadar Ankara’da yaşayan travesti dostumun böyle kene gibi bir arkadaşı vardı. Ah ah neler çektiğini sorsanız da anlatsa demem o ki kendinize kendiniz gibi insanlardan dost edinin. Beş veya on dakika denizi ya da yeşil bir alanı seyredin.  Bu ortamda varlığınızı fark edin. Sahip olduklarınız için evrene (örneğin sevdiğiniz işte çalıştığınız için ya da sağlıklı olduğunuzdan dolayı) teşekkür edin. Her şeyle ama her şeyle bağ kurmaya çalışın; çiçekle, ağaçla, hayvanlarla, cansız varlıklarla… Onlarla aranızdaki bağ günü mutlu geçirmeniz için size enerji sağlayacaktır. Örneğin işe giderken yolunuzun kenarındaki çiçekleri mutlaka “görün”. Varlıklarından dolayı mutlu olduğunuzu düşünün. Çiçeklerle kurulan bağ çok önemlidir. Yaşam bize bizim ona sunduğumuz kadar artı (+) veya eksi (-) frekans sunar. Sizin frekans değerleriniz hep artılarda olsun dostlarım sevgilerimle İclal.

Depresyona bitkisel çözümler

safra

Ben bu konuda yazmaktan bıkmıyorum insanlar da depresyon ve stres nöbetleri geçirmekten maalesef çağımızın en tehlikeli hastalığı depresyonmuş. Yapılan araştırmalar sonucunda ülkemizde depresyon ilacı kullanımı her geçen yıl ikiye katlayarak artarken intihar sayıları aynı oranda artmaktaymış. Depresyon konusunda çok çekmiş doktorlara başvurmuş ama bir türlü çare bulamamış olan Manisa ve Mersin travestilerinden birkaç dostum çareyi artık bitkisel çözümlerde aramaya başlamışlar sanırım ilaçlardan daha etkili bir yöntemmiş ben de biraz araştırdım ve sizler için yazdım.Depresyon kronik veya şiddetli olduğunda veya kişi halihazırda başka sorunlar için de ilaçlar kullanıyorsa, tedavisi zor bir rahatsızlıktır. Ancak; mutsuzluk, anksiyete veya başka çeşit bir olumsuz duygusal durumun başladığını hissettiğiniz zamanki erken aşamalarda depresyonla mücadele etmeniz yine de mümkün. B6 vitamini veya diğer adıyla piridoksin, anksiyete ve depresyon gibi belirtileri kontrol etmekten sorumludur. Bu vitamin eksikliği sizin kolayca sinirlenmenize yol açabilir. Beslenmenize bu vitamini dahil ettiğinizde kendinizi ne kadar daha iyi hissettiğinize şaşıracaksınız. Günlük B6 vitamini dozunu almanın en iyi yolu ise yemeklerinize ekmek yerine yulaf veya biraz esmer pirinç eklemektir. Yakın zamanda çinkonun sinir sisteminiz için önemli bir sinir taşıyıcısı olduğu ve çinko eksikliğinin depresyon, yorgunluk ve diğer rahatsızlıklarla ilişkili olabileceği keşfedilmiştir. Çinko eksikliğinin bazı belirtileri arasında iştah kaybı, saç dökülmesi ve zayıflamış bir bağışıklık sistemi bulunur. Özellikle depresyonunuz menopoz başlangıcıyla ilgili olduğu zaman, bu mineralin vücudun hormonal değişikliklerini düzenleme özelliği de olması sebebiyle daha fazla çinko tüketmeniz önerilmektedir. C Vitamini güçlü bir bağışıklık sisteminin temel bir parçasıdır. Aynı zamanda sinir sisteminizde de önemli bir rol oynar; çünkü C vitamini eksikliği yorgunluk ve mutsuzluk hissine yol açabilir. Bu vitaminden yeterli miktarda almamak size zarar vermez, ancak uzun vadede depresyona yol açabilir. Ayrıca fiziksel veya zihinsel açıdan yüksek düzeyde stresli zamanlarınızda da C vitamini alarak negatif bir ruh halinin önüne geçebilirsiniz. Magnezyum iyi bir fiziksel ve zihinsel sağlık için temel bir mineraldir. Sinir sisteminin düzenlenmesine yardımcı olur ve uykusuzluk, anksiyete, hiperaktivite, panik atak, fobiler, stres ve depresyonu önler. Ne yazık ki, ticari ziraat uygulamaları günümüzde üretilen gıdaların içindeki magnezyum seviyelerini aşağı çekmiştir; bu sebeple tükettiğimiz magnezyum seviyesi vücudumuzun ihtiyaç duyduğundan çok daha düşüktür.Sağlıklı günler dilerim İclal.

Çanta merakı

çanta

Çanta bir kıyafetin tamamlayıcısı olarak bilinir benim de pek çok arkadaşım her kıyafeti için ayrı çantalar takmayı severler hatta bunlardan Antalya travestisi Ayda evinde çantaları için ayrı bir dolap bile yaptırmış. Benim ise böyle bir tutkum yok ne bileyim olmadı işte zevk meselesi galiba istemekle de olmuyor. Çanta katalogları bana çekici bile gelmez. Hangi çanta çirkin hangisi güzel anlamam bile. Ama işte serde var ya kadınlık, anlamış gibi yapmak zorundayım. Hayatım boyunca çanta takmaktan nefret ettim. Bir de çanta taşıdığımda akşam omuzlarımda acayip bir ağrı hissediyorum. Bir türlü geçmek bilmeyen bir ağrı yüzünden belki de soğudum bu çanta işinde bilmiyorum. Sırf millet hastası diye bir deri heybenin içine ıslak mendil, kuru mendil, tampon, dikiş seti, naneli sakızlar, beş sene öncesine ait market fişleri, yediğim çikolatanın kabı, takılarım, olur da gerekli olur diye oje, yara bandı, ağrı kesici, gıda takviyeleri ile doldurmak bana biraz artık şov gibi geliyor. Bir insanın bu kadar şeye nasıl ihtiyacı olabilir? Bu nasıl bir dış dünyadan korunma arzusudur böyle! Sanki sokağa değil de savaşa gidiyorsun. Çantana sığsa mermi doldurup, er meydanına götüreceksin. Anne falan olsan eyvallah ama markete giderken bile elinde o kocaman nesneyle bir omzun çökene kadar durmak… Bir taraftan evet çantasız gezmek inanılmaz rahat, o özgürlük hissi, o bir şeye ait olamama, seni ele geçirmesine izin vermeme, o konfor rahatlığını bir nesneye yüklememe hissi. Tabii en güzeli, sevgilinizin ‘şunu çantana at’ diye sürekli elinize tutuşturduğu araba anahtarı yok. Yalnız şöyle bir durum var, kendini bir garip hissediyorsun. Caddede her kadının o sıkı sıkı yapıştığı çantaları görünce, elinin kolunun bu denli boş olması seni bir rahatsız ediyor. Çanta seven arkadaşlara bir şey dediğim yok yanlış anlaşılmasın bunlar sadece benim duygularım başta da söyledim zevkler ve renkler tartışılmaz siz çanta sevebilirsiniz haşa karışmam. Ha ben hiç mi çanta sevmiyorum? Yalan yok hani şu sırta asılan spor çantalar var ya onlara bayılırım içine bir hırka koyarım. Mesela belki de yedek bir ayakkabı neyin nerede ne zaman lazım olacağı belli olmuyor hele ki İstanbul’da akşam birden bire yağmura doluya yakalanma durumu var at bir hırka çantaya ne olur olmaz değil mi? Sevgiler İclal.

Nazarlara gelmeyin!

nazarlık

Nazar denilince bakıyorum bazılarınız hiç oralı olmuyor. Sanırım inanmıyorsunuz. Olsun inanmayan varsa bu yazıyı sonuna kadar okumayı denesin. Nazar kötü niyetli insanlardan yayılan kıskançlık enerjisi midir? Aslına bakarsanız değildir. Kendimizi savunmasız hissettiğimiz, elimizdekileri kaybetmekten korktuğumuz, sahip olduklarımızı hak etmediğimizi düşündüğümüz ama en önemlisi yükselmek ve ilerlemek konusunda pasif olduğumuz dönemlerde nazar enerjisi dediğimiz çarpışmalara açık hale geliriz. Şu soruyu sorabilirsiniz, çocuklarda mı böyle düşündüğü için nazar olur ya da negatif enerjiden etkilenir. Çocuklar ebeveynlerinin korkuları sayesinde bu etki alanına girer, aslında onlar kendilerini ufak tefek çarpma ve düşmelerle dengelerler. Aşırı sevgi ile aktığımız çocuğumuzu bile etki altına alabiliriz. Kontrolsüzce o anda farkında olmadan yoğunlaştığımız bir alana aktardığımız aşırı enerjiyle kendi hayatımıza dahi etki edebiliriz. Gelelim nazar enerjisinden kurtulmanın yollarına; en önemlisi kendinizden emin olmaktır. Bu etkiyi almayı kabul etmeyip de toprağa gönderseydiniz ya da gökyüzüne üzerinize almazdınız. Siz onay verdiniz aktarım oldu. Su ile elleriniz ve yüzünüzü yıkayın, ellerinizden akan suyu etrafınıza serperek üzerinizde ki enerjiyi havaya ve yere aktarın. Eğer yakınınızda ağaç ya da doğal taş var ise ellerinizi tam olarak buraya yerleştirin ve ‘’ üzerimde birikeni aktarıyorum ‘’ deyin. Evde ve duş alabilecek halde iseniz tuzlu su ile küvet uygulaması yapın ya da duş sonrasında başınızdan aşağıya tuzlu su dökün ve tekrar durulanmayın. Doğal taşlar kapalı mekanlarda ki taşlarınız ise onları da akan suyun altında yıkayın. Nazar hakkında gerçek bir hikaye anlatayım size benim başımdan geçti. Birkaç yıl önce kendime çok güzel bir  elbise aldım giydiğim ilk gün çok sevdiğim Mersin travestilerinden bir arkadaşımla kahve içmeye gittik. Arkadaşımın ilk söylediği söz elbisen harika ay gözüm kaldı oldu ve evet yeni elbisemin üzerine olanca kahve dökülüverdi. Bir daha asla giyemediğim o elbiseyi temizliyicilere götürmeme rağmen kurtaramadım ve çöpe attım. Tabi tahmin ettiğiniz gibi nazar değmişti siz siz olun hiçbir şeye gözünüz kalırcasına bakmayın. Nazara inanın ondan korunmanın yolarını arayın gerekirse üstünüzde sürekli mavi bir boncuk taşıyabilirsiniz. Sevgilerimle İclal.

Mersin travesti modellerimizi görebilmek için izimit mersin travestileri kelimesine tıklayarak görebilirsiniz.

mersin travestileri

Mersin diğer adı ile içel travestileri

Mersin travestileri diğer adı ile içel şehrimiz model bölümü için bu siteden linkleri takip ederek görebilirsiniz

Mersin şehrimiz diğer adı içel olan büyük ülkemizin güzel bir şehri, Bu kentte de travesti modellerimiz bulunmakta olup, travesti arkadaşlık sitemizin üyelerini yazı içerisindeki linklerden görebilirisiniz iCLAL.

Kocaeli travestilerini alttaki linkten görebilirsiniz

Kocaeil travesti modellerimizi görebilmek için izimit kocaeli travestileri kelimesine tıklayarak görebilirsiniz.

Kocaeli travestileri

Kocaeli travestileri diğer adı ile izmit şehrimiz model bölümü için resimdir.

Kocaeli şehrimiz diğer adı izmit olan güzel ülkemizin güzel bir şehri, Bu kentte de travesti modellerimiz bulunmakta olup, travesti arkadaşlık sitemizi yazı içerisindeki linklerden görebilirisiniz

Vücudumuz bir ayna

İnsan vücudu hiçbir şeyi saklayamaz biz sakladığımızı zannederiz ama o bizi hep ele verir. Psikolojik sorunlarımız özellikle mutlaka bir yerlerimizden bas bas bağırır. Mesela üzgün ve depresyon bir haldesiniz nasıl saklayacaksınız gülmek bir çözüm ama gözleriniz bile gülerken ağlar. Siz hiç yüzü gülen ama ağlamaklı mona lisa tablosuna baktınız mı? Eğer baktıysanız ne demek istediğimi anlarsınız o resimde kadın sanki ağlıyor. Vücudumuz, psikolojik problemlerin aynasıdır. Kendisini ifade edemeyen, sevincini, üzüntüsünü, sıkıntısını içine atanlar, zamanla depresyon, takıntı, kaygı bozukluğu gibi beden kimyasının bozulma durumuyla karşı karşıya kalabiliyor. Bu durum kendini yüzde çıkan sivilce ve yaralarla da gösterebiliyor. Sivilce ve yaraları yolma, psikoloji kaynaklı bir deri hastalığıdır. Gerçek duygularını, isteklerini dil ile ifade edemeyen veya ifade ettiklerinden daha fazlasını içlerinde veya farkında olmadan bilinçaltlarında saklayan kişilerin kızgınlıkları ve sıkıntıları bedene yansımaktadır. Bir başka deyişle dilin söyleyemediğini beden söylemektedir. Psikolojik problemlerin insanlara ve hayatlarına etkisi farklı şekillerde olmaktadır. Kimisi kişinin iç dünyasını büyük ölçüde etkilerken kimisi ise diğer insanlarla ilişkilerinde, iş veya ders başarısında etkili olmaktadır. Bazı psikolojik problemler ise kişinin bedeninde bazı etkilerini göstermektedir. Benim korktuğumda ya da çok sıkıntılı anlarımda mutlaka bir uçuğum çıkar mesela benim gibi Adana travestilerinden Meyra’nın da sivilceleri çıkıyormuş. Kişi problemden rahatsızlık duydukça kısır, döngü içine girmekte ve problem gittikçe artmaktadır. Ciltte çıkan yaraları yolma, tırnak yeme ve saç yolma problemleri bu süreçte ortaya çıkabilmektedir. Bununla beraber yara yolma yüzde olduğu takdirde çevrenin etkisiyle birlikte sorun daha da artmaktadır. Hastalığın ortaya çıkmasında ve devamında çevresel şartlar ve kişilik özellikleri birlikte etkilidir. Kişinin kendine güven duygusunun eksikliği, mükemmeliyetçi olması, insanlarla ilişkilerde aşırı duyarlılık, streslerle başa çıkma becerilerinin eksikliği ya da aşırı yük altında olma, bunlar arasında sayılabilir. Depresyon, takıntılar, kaygı bozukluğu beden kimyasının bozulmasına sebebiyet vererek bu tür problemlere yol açmaktadır. Öyle ben çok ketumum havalarına girmeye çalışmayın işte ben baktım mı anlarım kimin ne derdi sıkıntısı var benim gibi çok dikkatli bakan başka inanlarda anlayacaklardır. Öncelikle vücut dili diye bir şey var zaten bunun eğitimini bile alanlar var. Kendinden kaçsan onlardan kaçamazsın. Kendinize iyi bakın saygılar İclal.

Su tutan kadınlar bu yazı size

Bazı günler uyandığınızda vücudunuzda acayip bir şişlik hissederseniz sanki bir gecede on kilo almış gibi bir ağırlık vardır. Aslında kilo almadınız tabi ama mutlaka ödem yaptınız yani vücudunuz su topladı. Üstelik durup dururken hiçbir neden yokken en kötüsü de o akşam bir yemeğe davetlisiniz ve çok beğenerek aldığınız elbisenin içine giremiyorsunuz. Üzülmeyin bir çaresi bulunur yeter ki burada yazacaklarımı harfiyen uygulayın. Hadi bakalım hanımlar okumaya devam. Ayaklarda ya da bileklerde oluşan ödemi atmanız için bazı şeyleri mutlaka tüketmeniz gerekirken tuz ve işlenmiş karbonhidratlardan uzak durmanız gerekiyor.Guatr hastası olan Bursa travestilerinden ve Trabzon travestilerinden dostlarım sizin tuzla ilişkiniz biraz farklı sanırım bir doktora danışmanız gerekiyor. İşte ödem attırıcı önlemler demetini sunuyorum. Vücudunda ödem oluşan kişilere verilen ilk tavsiye en büyük sodyum kaynağı olan tuz kullanımını azaltmak oluyor. Sodyum vücuttaki suyun sabit kalmasına neden oluyor. Ne kadar çok sodyum tüketilirse vücuttaki su tutulma miktarı da o kadar artıyor. Sodyum sadece tuz ile sınırlı değil. Tüm işlenmiş etler, konserve gıdalar, soya sosu gibi birçok gıda da sodyum içeriyor. Magnezyum tüketimini arttırmak su tutulmasını azaltmaya yardımcı oluyor. Yapılan bir araştırmaya göre özellikle adet öncesi dönemdeki kadınların günde 200 gram magnezyum içeren bir gıda tüketmesi ödemin azalmasına yardımcı oluyor. Ceviz, yemişler, tam tahıllılar, bezelye ve ıspanak magnezyum açısından zengin yiyecekler. Magnezyum bunun haricinde kapsül formunda besin takviyesi olarak da tüketilebiliyor.B6 vitamini suda çözülen ve doğal olarak birçok yiyecekte bulunan bir vitamin çeşidi. “Journal of Caring Sciences” isimli yayındaki bir araştırmada, B6 vitamini takviyesi alan kadınlar adet öncesi ve adet döneminde yaşanan ağrı ve ödem gibi sorunların büyük bir kısmında azalma olduğunu söylemişler. Potasyum vücuttaki hücre, doku ve organların düzgün çalışmasına destek olan faydalı bir mineral. Bunun yanı sıra kalp sağlığı için de oldukça yararlı olan potasyum vücutta su tutulmasını ve ödem oluşmasını engelliyor. Bunu vücuttaki sodyum miktarını düşürerek ve vücuttaki idrarı arttırarak başarıyor. Potasyum yönünden en zengin gıdalar muz, kayısı, pancar ve Brüksel lahanası. Lahana kokusuna biraz katlanın sonuç harika olacak. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Tatil ve sağlık

Yaz tatili kapıda hatta pek çoğunuz gittiniz bile en azından hala gitmemiş olanlarınız için birkaç tatil tüyosu paylaşmak istiyorum. Öncelikle önemli olan sağlıklı bir tatil geçirmek bunun için öyle beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmeye kalkmayın mesela açık büfe diye aşırıya kaçmayın akşam sekizden sonra yemeyin. Tatilinizde uykuya yeterli zaman ayırmayı unutmayın. Tatilde uyku düzeni bozulabilir. Oysa kısa süreli uyumak bedeni yorar, bu nedenle tatillerde de geç yatılmaması ve uyku düzenine dikkat edilmesi gerekir. Şimdi yok canım tatildeyiz gecelere akmayacak mıyız diye soran gözlerle bakmayın akın efendim tabi ama her gün geç saatlere kadar oturmayın. Öğle saatlerinden güneşte kalmayın en az elli faktörlük güneş koruyucu sürün aman üşenmeyin yoksa tatiliniz her an zehir olabilir. Benim bir arkadaşımın başına geldi tatilin ilk günü denizi ve güneşi görünce şezlonga yatıp akşama kadar kalkmayan arkadaşım akşamı ve önündeki bir haftayı hastanede geçirdi. Zaten yıllık izni bir haftaydı o da hastanede geçti. Siz öyle yapmayın güneşe yavaş yavaş çıkın. Hele beyaz tenli iseniz işiniz daha da zor sadece sabah erken saatleri ve akşam saatlerini tercih edin ilk bir hafta boyunca sonra renginiz biraz koyulaşınca diğer saatlerde de gezebilirsiniz. Yaz sezonunda havuzda serinleme isteği, hastalık tehlikesini de beraberinde getirir. İnsanların ortak kullanım alanı olan havuzlar temiz olmazsa ve dezenfekte edilmezse, bazı vücut enfeksiyonlarına, kulak, göz, cilt (mantar) enfeksiyonları ile ishal gibi sindirim sistemi sorunlarına neden olabilir. Bu yüzden havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra bazı noktalara dikkat edilmeli, havuza girmeden önce duş alınması ve ayakların da dezenfektan sudan geçirilmesi gerekir. Ayrıca, havuz sularının düzenli olarak temizlenebilmesi için aktif klor kontrolünün yapıldığına ve bakteriyolojik kontrollerinin sürekliliğine dikkat etmek gerekir. Ayrıca yaz aylarında vücut ısısının artması nedeniyle su kaybı daha fazla olur. Bu nedenle vücudun susuz kalmaması için bol bol su içilmesi önerilir. Mutlaka bildiğiniz güvendiğiniz marka sakın başka bir suyu denemeyin. Güneşin yaydığı ultraviyole ışınlarının vücuda faydası olduğu kadar zararı da bulunur. Sağlıklı tatiller dilerim İclal.